Hayal Kahvesi
  • Portal
  • Arama
  • Üye Listesi
  • Ajanda
  • Yardım
Ziyaretçi.
Giriş Yap
Üye Ol
Giriş Yap
Kullanıcı Adı:
Şifreniz: Şifremi Unuttum?
 
Hayal Kahvesi
›
Kültür/Sanat
›
Televizyon
›
Diziler
›
Yerli Dizi
›
Yerli Dizi Haberleri
v
« Önceki 1 .. 6 7 8 9 10 .. 52 Sonraki »
›› v
« Önceki 1 .. 6 7 8 9 10 .. 52 Sonraki »
Show Deha: Bana Bir Masal Anlat Baba

Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Yorum Yaz
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
0 0
Show  Deha: Bana Bir Masal Anlat Baba
ÇEVRİMDIŞI
KarFırtınası

Admin

*
<font color=red>Admin
Yorum Sayısı: 4,246
Konu Sayısı: 2,417
Üyelik Tarihi: 06-05-2008
Rep: 0
Teşekkürler:
33 mesaj içinde teşekkür verildi.
#1
21-02-2025Saat:00:50
ff3804c6-ab7f-4d8d-9e2f-55451bbabac0.jpg

Deha’da bir bölümün daha sonuna geldik. Sonunda özlediğimiz, yitirdiğimiz için gözyaşları döktüğümüz, neden diye duvarları yumrukladığımız, bize vaadedilen ama unutulan, haftalarca yerine acayip garip gurup şeyler izlediğimiz hikayemize geri döndük. Bölüm çok güzeldi, herkesin eline emeğine sağlık. Eksiksizdi, ne ararsanız vardı. İntikam, ihanet, ters köşeler, aksiyon, şok, hüzün, aşk, gerilim…Repertuvarımız genişti. Bu bölüm günün sonunda bunun baştan beri bir baba oğul savaşı olduğunu hatırladık. O zaman…Perde…

Hani bazı filmler vardır. Korku filmleri. Böyle gerilim dolu filmler. Bir katil vardır, esas kahramanımıza zarar verecektir. Siz katili görürsünüz, ne yaptığını ne yapacağını bilisiniz ama yine de izlemek zorundasınızdır çünkü kahraman hiçbir şeyin farkında değildir. Sizin de elinizden buna engel olmak için hiçbir şey gelmez. Bağırmak, çağırmak istersiniz. “Gitme.” “Yapma.” “İnanma.” Bu bölüm öyle bir bölümdü. İzlerken o kadar gerildim ve üzüldüm ki. Her seferinde “Olmaz ya.” , “Hayır, bu kadarını da yapmazlar.” deyip durdum. Ben, kötülerin bu kadar kötü olacağına inanmazdım. Bu bölüm bu durum beni dehşete düşürdü. O kadar dehşete düştüm ki izlediğim her sahne benim için korku filmi gibiydi.

Ben bir babanın bu kadar kötü olacağını tahmin edemezdim. Bir babanın oğlunun hayatını siyahın bu tonuyla bu kadar hırsla boyayarak mahvetmesine gerçekten inanamadım. Oysa o hep buydu. En başından beri. Unuttum ben de. Bir illüzyona inandırmış meğer beni de Devran gibi. Nerdeyse torun torba sevecek minnoş bir dede gibi takılıyordu. Çok çabuk unutuyoruz. İnsanoğlu böyle. Babaların hikayelerdeki kahramanlar olduğuna inanmak istiyoruz ama bazı hikayelerin kötü adamları, hem de en kötü adamları onlar. Babana bile güvenme. Bu lafı hele de babanız size diyorsa o adama asla güvenme.

*“Bana bir masal anlat baba
İçinde bütün oyunlarım
Kurtla kuzu olsun, şekerle bal

Baba bir masal anlat bana
İçinde denizle balıklar
Yağmurla kar olsun, güneşle ay

Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni”

İskender bu bölüm Devran’a bir masal anlattı. Oğlunu gerçekten seven bir babanın, onunla gurur duyan, onun her daim arkasında olan bir babanın masalı. Oğlunu hiç terk etmemiş bir babanın masalı. Gözleri parlayarak dinledi bölüm boyu babasını. Hayranlıkla. Özlemle. Babasının bir göz kırpışı bile yetti onun o umuda tekrardan tutunmasına. Her şeyi unutmasına. O küçük oğlan çocuğu oldu Devran yine. Babasını çok seven, babasına aşık oğlan çocuğu. Onu terk ettiği günkü o çocuk. O anlarda bir babanın evladı oldu o da sadece. Babası onları terk ettiğinden beri rolünü üstlendiği babası sonunda geri geldi ve Devran da bir babanın oğlu oldu tekrardan bu masalı dinlerken. Masal boyunca da elini tuttu babası onun. Bırakır mı diye her bakışında daha da sıkı tuttuğunu gördü Devran. İnandı yine. Güvendi. Ama…Ama Devran tam uykuya dalmışken, o en savunmasız anında babası onu bırakıp gitti. Bir kez daha terk etti. Devran'sa bu uykudan uyandı. Ama babası yanında yoktu.

*Hoşça kal baba*

Oysa biz her zaman bir babanın oğlunun başını okşayarak onu uyandıracağını düşünürdük. Çünkü babalar kıyamazlar evlatlarına. Ama bu sefer öyle olmadı. İskender, Devran’ın uyanması için onu öyle acımasızca hırpaladı ki… Babasını çok seven o çocuk yine o günü hatırladı. Babasının arabasının peşinden koştuğu o günü. Aynı hayal kırıklığı. Aynı terk edilmişlik. Fark ettiği aynı gerçek. Babası onu hiçbir zaman sevmedi ki… Evet, bu bir aşk. Ama tek taraflı. O her ne olursa olsun günün sonunda babasına çok aşık bir erkek çocuğu.

Ona vuracağı darbelerden hiçbiri yetmedi. Cesur’u aldı yanına. Kuduz’u aldı. İhsan’ı aldı. Aysel’i aldı. Çünkü İskender kendisinden ve Aysel’den başka hiç kimseyi sevmez. Sevmedi. Sevmeyecek. Cesur haklı. Ne İmre, ne de Cesur. İkisini de sevmiyorlar. İmre işine yaradı, yıllarca onu yetiştirdi, sonra da istediği gibi kullandı. O kuyu sahnesini düşünüyorum. O da mı yalandı? Aysel olmasa İmre’yi yine de kurtarır mıydı acaba? Kafam çok karışık. Cesur’u hiçbir zaman sevmedi ki zaten. O sadece ve sadece Aysel’i sevdi. Diğer evlatlarıyla ilişkisi falan asla da düzelmeyecektir. Onları sevmiyor ki. Madem sevmiyor Yaman'la olan o sahne neydi peki? Ona gösterdiği şefkat neydi? Oğlum dememiş miydi ona? Herhalde bu karakteri tam olarak çözmek için onun geçmişini biraz daha öğrenip diğer karakterler gibi onu da biraz daha tanımaya ihtiyacımız var. Sen ne ayaksın çözemedik İskender. Keşke evlatlarını birazcık, çok azcık da olsa sevsen. Bir babanızın olmamasından daha kötü olan tek şey, sizi sevmeyen bir babanızın olması. Hiçbir evlat babasından sevgi dilenmek zorunda bırakılmamalı.

Bu bölüm Devran’a çok üzüldüm. Ben, bölümler sonra Devran karakterini ilk defa bu kadar iyi anladım. Onunla an be an aynı baba travmasını, aynı kandırılmışlığı yaşarken yıllar boyu ne hissettiğini anladım. Bölüm boyu bir ters köşe bekledim. Hayır, bu kadarını da yapmaz diye bekledim ama yanıldım. Gerçekten hazmedemiyorum izlediklerimi. Biz Devran’a gerçekten çok haksızlık ediyormuşuz. Hani İmre sürekli “Bu kadar korkak olma Genç Karan.” diyor ya. Bu çocuğun başka şansı yok. İnsanlara nasıl güvensin? Nasıl inansın? Hayatındaki en kötü kahraman babası olan, onun tarafından defalarca bu şekilde kandırılan bir insanın, bu travmayı yaşamış bir insanın güven problemleri olmaması bir mucize olurdu. Aslında içten içe de biliyordu. Annesi onu uyardığında. Canını daha fazla yakamayacağını söylediğinde de biliyordu. Birine böyle karşılıksız bir aşk besliyorsanız günün sonunda o aşkın sizin canınızı her şeyden daha da çok yakacağını da bilirsiniz. Sadece babasının anlattığı masal çok güzeldi ve o bir süreliğine de olsa ailenin bütün yükü omuzlarında olan Devran Karan olmak yerine o küçük oğlan çocuğu olmak istedi. Ama sandığından da kısa sürdü bu. Elimde olsa sana, kimsesizliğine, sevgisizliğine kocaman sarılmak isterdim Devran.

Ona çok haksızlık etmişiz demiştim ya esas İmre’yle olan ilişkisinde bu çocuğa en çok haksızlığı yapmışız. Onun açısında bakınca söz konusu İmre olunca, ona karşı olan hisleri olunca bu kadar korkak olması çok normal. İmre’yi kim yetiştirmiş? İskender. Devran’ın İskender’in yetiştirdiği İmre’yle konuşması bile bir mucizeymiş aslında şimdi düşününce. Böyle bir adamın yetiştirdiği bir kadına bir insan nasıl güvenebilir ki? Kendisine oynamadığına nasıl inanabilir? Hele ona karşı bir şeyler hissetmek? Delilik. Devran iyi intihar falan etmemiş. Ben şimdi daha iyi anlıyorum onun için İmre’nin neden bir hayat sınavı olduğunu. Bu terk edilme travması gerçekten sandığımızdan daha da korkunç bir şey.

Devran bu hisleri bastırıp savaşmasın da ne yapsın? Ya gerçekten tam olarak İmre’yi tanıyamadıysa? Ya her şey yine bir oyunsa? Ya kendini kaptırdığı anda babası gibi o da terk ederse? Yo, yo, yo Devran’a gerçekten haksızlık ediyormuşuz. Gerçek bir hayat sınavı ona olan hisleri. Bu bölüm o duvarı biraz yıktı gibi. Ne acayip sahneydi o öyle ya. Ne deniyordu buna sexual tension mıydı neydi bu? Ekran alev aldı. Çok acayip bir kimya aralarındaki. İmre kafaya koyu Devran’ı yaşatacak. Bir geri sayımın içinde olduğunuzu bile bile, geçen her saniyenin bir daha geri gelmeyeceğini bile bile bir adama böylesine âşık olmak…İmre’den bir patlama bekliyordum Devran’a karşı, bu bölüm kısmen de olsa o oldu sonunda. Ama bazen Devran’ın gerçeğini hepimiz unutuyoruz. O, ailesinin babası rolünü üstlenmiş birisi. Ve hepimiz biliyoruz ki gerçek bir aile babası ailesi için her şeyi yapar. Sonunda kendini feda etmek uğruna hem de. Bir an gözlerinde ufak bir parıltı oldu ameliyat ihtimalini duyunca. O kısacık an o da umut etti. Devran yaşamak istiyor. Herkes gibi o da yaşamak istiyor ama kendini bildi bileli kendisini hiçbir zaman düşünmemiş, herkesi korumuş kollamış bu adam yaşayacağından emin olmadan her şeyi bırakıp o ameliyata da girmek istemiyor. Bu babalık yükü çok ağır. O yüzden bu yorgunluğu. Devran için bir kelime kullanacak olsam yorgun derdim. Devran çok yorgun. Bir yandan yaptığı tüm o şeyler geliyor aklına. Kardeşi yaşındaki o çocuğun ölümüne nasıl tanık olduğu, ayağına altın bağlayıp onu nasıl suyun altına yollamaya çalıştığı, çamura nasıl battığı. Bir yandan yaşatmak zorunda olduğu ailesi.

af60777b-e565-4093-a7d7-cce2ff87c035.jpg

Bu hastalığı öğrendiğinden beri yalnızlığı gitgide arttı sonra İmre’nin öğrenmesiyle birlikte ilk defa belki de bu kadar yalnız olmadığını hissetti. İmre’nin kendisini önemsediğini söylediği anlarda sürekli aynı şeyi diyordu. “Gerçekten merak ediyorsan.” “Daha iyi bir yalan bulabilirdin İmre.” “Senin için anlaması zor.” İmre’nin ona tavırlarını gördükçe, söylediklerini gördükçe kendini daha da kaptırdı. Devran, İmre’nin öleceğini bile bile onu sevdiğine inandı. Kendisine bu gerçeği yüksek sesle itiraf etmedi, edemedi. Ama bir an. Yanıldığını sandığı bir an bu yorgunluğun da etkisiyle içindekileri daha fazla tutamadı.

“Öleceğimi bile bile beni sev-“ Yüksek sesle dile getirdiği anda da pişman oldu, korktu. Bakışlarındaki o çekingenlik, ürkeklik…Devran İmre’yle ilgili çoğu şeyi içinde yaşamaya, bu savaşı içinde vermeye alışmış durumda. Peki nereye kadar?

“Söylemeye bile korkuyorsun değil mi?”
“Bir de şu yapacaklarını gerçekten bir yapsan ne hale geleceğiz kim bilir?”

Devran baştan beri İmre’yle ilgili hiçbir şeye cesaret edemedi ki… Ama ilk defa. Ne kadar savaşırsa savaşsın bu sefer ilk defa böylesine kaybetti kendi içinde verdiği bu savaşı. Devran kendini baştan beri ne olduğunu bir türlü anlamlandıramadığı hislerine sonunda bıraktı. Ürkekçe. Tedirginlikle. Korkarak. Bu sefer o, belinden tutup kendine çekerek İmre’yi öpmek istedi. Hissettiği şeyleri hala tam olarak kabul edemese de, bundan delicesine korksa da bunu yapmak istedi. İkisi de kendini ana bırakmışken çocukcağız zar zor korkaklığını yendi kızı öpeceğim diye, şansına İmre’nin dudakları yerine boynu düştü.

“Eğer gerçekten bir gün bunu istersen, gerçekten, o zaman benim kurallarına göre hareket edeceksin. Yaşamak için ne gerekiyorsa yapacaksın.” Ona karşı olan hislerini kabul ettiğin gün Devran, işte o kutlu gün, onunla olmaya gerçekten karar verdiğin gün, bu savaşı artık kendi içinde bitirdiğin gün o kapıya gideceksen yaşamayı isteyen, bunun için her şeyi yapmayı kabul eden bir adam olarak gitmen gerekiyor. O öpücüğü en az Devran kadar isteyen İmre’nin iradesine saygı duyalım bugün de. İmre, Devran’ı yaşatmak için her şeyi yapar, yapacaktır ve bence günün sonunda yaşatacaktır da ama unuttuğumuz bir şey var. Hayat çok bencil. Almadan vermeye alışık değil. Ondan bir şeyler isterken bunu unutmamak gerekiyor. Bir şeyler almalı ki karşılığında bize bir şeyler versin. En büyük korkum bu. Beni rahatsız eden şey bu. Bu işin sonunda Devran kurtulur, kurtulmasına da bedeli ne olacak? Kim olacak? Devran yaşarken kim ölecek?

Ne kadar tutkulu bir sahneydi bu böyle. Hikâye içinde bu ikiliyi izlemek çok keyifli. Bu ikiliye dram da çok iyi gidiyor. Zaten bu ikilinin sahnelerini öyle bir yazıyor ki senarist gerçek bir duygusal roller coaster. Bir anda en zirveye çıkıyorsunuz sonra çakılıyorsunuz. Birbirini bu kadar çok isteyen ve birbirini, hislerini tanımaya çalışan iki insanı o kadar güzel oynuyorlar ki... Kepenkler indi Devran, İmre’yi öpemedi diye ama moralinizi bozmayın. En geç bir sonraki bölüme öper. Sonrası zaten herhalde ortalık yangın yeri. Gerçi bana pek öpmekle kalacak gibi gelmedi, değişik bir enerji aldım sahnelerinden de neyse. Bu sahneyle birlikte farklı bir ilişki dinamiğine girdiler. Devran’ın duvarları daha da çatlamaya başladı ve İmre’yi yanında göremediği her andan rahatsız olup açık açık onunla flört etmeye başladı. İnsanlık için küçük Devran için çok büyük adımlar. Senarist bir kez daha aynı şeyi yaptı. Devran’ın aşkı bilmediğini bir kez daha vurguladı. Nedenini artık anlamışızdır herhalde. Sevgi güzel şey ama aşk bir ateş. Yüz milyonuncu kez bir daha vurgulayalım. Yapacak bir şey yok, bunu ben demiyorum. Senaryo bu.

İmre’nin içinde bir his. Kadınlar hisseder. Kralının ne yaptığını duyunca Aysel ve İskender’in kendisini de kandırdığını duyunca ne yapacak bilemiyorum. İskender’e Cesur ve Devran’ın çocuklukları yetmedi. Kahramanı olduğu, kendisinin yetiştirdiği, kendisini babası yerine koyan İmre var sırada. Bir evladı daha babasız bırakacak.

Aysel sen de ne fenasın ya. Gülceleri sokağa attırdı. O cephede de işler karışık. Şimdi paraları da yok. Tamirhane sizlere ömür. Bir sürü borç. Bakalım orda neler olacak. Gülce - Devran sahnesi de üzücüydü. Anneler de hisseder. En iyi anneler hisseder. Bir annenin evlatlarını babalarından korumaya çalışmak zorunda olması hiç adil değil.

Bölüm çok güzeldi. Ama benim Karga'mdan ne istediniz ey senarist. Ben yine bir şok. Cesur seninle artık şahsi bir meselem var. Böyle mi olacaktı Karga’nın sonu hala inanamıyorum. Dağ gibi adamı yaktılar. Hayır, adı da Karga, Anka kuşu değil ki küllerinden yeniden doğsun. Taner Rumeli’nin eline, emeğine sağlık. Onu Karga olarak izlemeyi ben çok sevmiştim. Keşke bu kadar erken veda etmeseydi. Ya neden onu hapisten çıkarıp beni umutlandırıp kalbimi böylesine bir de bu cepheden kırdınız? Ne hikayeler vardı hizmet edeceği, ah ah. İmre’yle, Devran'la, ana hikayeyle bu karakter çevresinde neler neler yazılır da izlenirdi. Sarhoş bir bedevi yapıp o karakteri bozduğunuz, saçma bir hikâyeye soktuğunuz gün meğer veda etmişiz kendisine. Fark edememişiz. Hoşça kal Karga. Sen her daim benim en sevdiğim mafya reyisi olarak kalacaksın. Sen bu sonu hakketmedin.

*Gözümün nuru, hoşça kal.*


*Öldürdüğü adamın cenazesine gitmeyen de ne bileyim.*

O flashback sahneleri çok iyiydi. Bir masa. Devran. İskender. Cesur. İhsan. Bir sonraki bölümü ilk defa haftalar sonra bu kadar merak ediyorum. Ama biz çok güçsüz olduk böyle. Karşı taraf Devran'ların cepheyi çiğ çiğ yer. Devran’ın maksimum yaptığı kaporta çizmek, taş atmak bunlarla nasıl mücadele etsin? Bana sanki Kuduz’dan bir iş çıkacak gibi geliyor. Adamlarının bakışlarından da Devran’ı satmayacak bir ters köşe olacak gibi hissediyorum. İmre’nin de Devran’ın peşinden gidip bir şekilde ona yardım etmiş olacağını düşünüyorum. İhtimaller çok. Bakalım Devran ne yapacak?

Emeklere sağlık. Bu bölümün tadına alıştık aynı tatta devam edelim, aman bozmayalım.

Haftaya görüşmek üzere. Haydi kalın sağlıcakla.

yazan: Tıbbiyeli Kız
kaynak: ranini.tv

Cesur bu bölüm kendini aştı. Deha mı arıyorsunuz? Bu dizinin gerçek dehası Cesur'dur. Bu karaktere her şeyi diyebiliriz ama stratejik bir deha olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. Kaç boyutlu hamleler yapıyor artık takip edemiyorum. Cesur'la ilgili en sevdiğim şey dürüstlüğü sanırım. Çat çat söylüyor ben böyleyim, ben şöyleyim diye. İki yüzlü değil en azından. Karga’nın cenazesine gitmesi peki. Sinirlerim bozuluyor aklıma geldikçe. Ha ha ha. Devran da daha restorana taş atıp omurgalı durmakla ilgili fetva verip dursun, adam gitti, tamirhaneye dinamit döşedi yanında da Karga’yı yakarak İhsan’ı da hapisten kaçırdı.

İskender, belli ki hiçbir şeyi unutmayan İskender, Cesur’un Aysel’i vurduğunu da unutmamıştır. Cesur’u kandırabileceğini bir yandan sanmıyorum. Bir yandan da Cesur'la birisi baş edebilirse bunu en iyi de İskender’in yapacağını düşünüyorum. O yüzden bence günün sonunda Devran ve Cesur vs. İskender olacak. Bir zaman sonra babaları tarafından ruhları öldürülüp çocuklukları elinden alınan bu ikili babalarına karşı birlikte savaşacaktır. İzleyip göreceğiz. Ne güzel oldu da eski heyecanımıza baba oğul savaşımıza döndük. He heeeeyy...
TkD4M2.gif

Tuğba Yurt Heart

  •
Ara
Cevapla
Alıntı
Teşekkür verenler:
Teşekkür verenler:
Teşekkür verenler:
Teşekkür verenler:
« Önceki Konu | Sonraki Konu »


Hızlı Cevap
Konu


Alıntı yaparak cevap vermek istiyor musunuz?: Alıntı yorumu şimdi ekle veya Alıntıyı iptal et.

  • Konuyu Yazdır
Hızlı Menü:


Tarih: 31-08-2025, 10:38
Hakkımızda
Merhabalar efenim. Ben bir siteyim. Siteyim ben tasarlayın beni. Merhabalar efenim. Ben bir siteyim. Siteyim ben tasarlayın beni. Merhabalar efenim. Ben bir siteyim. Siteyim ben tasarlayın beni.
Türkçe Çeviri: MyBBGrup
Forum Yazılımı: MyBB, © 2002-2025 MyBB Group.
Tema yapımcısı: Mert Yazıcı
Tam Görünüm
Konu Görünümü

Online Shopping App
Online Shopping - E-Commerce Platform
Online Shopping - E-Commerce Platform
Feinunze Schmuck Jewelery Online Shopping